Dijital Verilerin Manipülasyonu Nedir? Deepfake Nedir?
Dijital verilerin manipülasyonu, dijitalleştirilmiş her türlü verinin gerek kök dizininde gerek görünümünde ilk bakışta anlaşılmayacak şekilde değiştirilerek gerçekliğinden farklı gösterilmesidir.
Yapay zekadan önce geçmişte dijital verilerden fotoğrafların “photoshop“, videolar ve ses kayıtlarının “deepfake” teknolojileri ile değiştirildiğine şahit olmaktaydık. Photoshop (fotoğraf düzenleme) emsallerine göre sabit bir materyal olan fotoğrafları merkeze aldığından ve basit gereksinimlere ihtiyaç duyduğundan uzun süredir hayatımızda yer almaktadır. Çektirdiğimiz vesikalık fotoğraflarda ve sosyal medya gönderilerinde dahi oldukça fazla photoshop bulunmaktadır. Deepfake ise fotoğraflarda yapılan değişikliğin diğer dijital materyallerde (ses, video, 3D içerikler vb.) yapılması olarak düşünülmelidir.
Deepfake, kanaatimce Türkçede “İllüzyonel Taklit” olarak tanımlanabilecektir. Çünkü söz konusu veri değişiklikleri ve manipülasyon; sihirbazların sahnede yarattığı illüzyon gibi fark edilmesi neredeyse imkansız düzeylere ulaşmakta, hatta var olmayan bir verinin yaratılması dahi söz konusu olabilmektedir. Yapay zekadan önce deepfake teknolojisi gerek ihtiyaç duyduğu altyapı, gerek uzmanlık gereksinimi, gerekse de maliyeti nedeniyle sansasyonel olaylar dışında dijital materyallerin manipülasyonunda çok sık kullanılmamaktaydı.
Yapay Zeka Çağı ile Birlikte Yaklaşan Tehlike Nedir?
Teknolojide yaşanan yapay zeka devrimi ile deepfake teknolojisi herhangi bir uğraş, ekipman, profesyonellik ve emek gerektirmeksizin, birkaç cümle yazılması suretiyle materyallerin manipüle edilmesini veya var olmayan dijital materyallerin üretilmesini mümkün hale getirmiştir. Mevcut durum, bilişsel yetilerimizi aleyhimize çevirecek kadar kritik bir öneme sahiptir.
Yapay zeka vasıtasıyla üretilen deepfake içeriklerin doğrudan doğruya mahkemeleri ve masum vatandaşları hedef alması kaçınılmazdır. Ceza yargılamasının temel amacı olan “maddi gerçeğe ulaşma” gayesi, yapay zekanın yarattığı kusursuz illüzyonlar karşısında ciddi bir tehdit altındadır. Üstelik ceza yargılamamız maalesef böylesine hızlı bir yapay zeka devrimine hazırlıksız yakalanmıştır.
Ceza yargılamalarında, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 217 gereğince, hakim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere göre takdir etmelidir. Fakat gerek soruşturma aşamasında savcılık birimince gerekse de yargılamayı yürüten hakim tarafından dijital materyallerin aksine ciddi bir kanıt olmadığı müddetçe yalnızca “çözümlenmesi” diğer bir tabir ile duyulanların ve görülenlerin basitleştirilmesi (yazıya dökülmesi, tutanak altına alınması) ile yetinilmektedir. Ses kayıtları bilirkişice veya kolluk kuvvetlerince yazıya, video kayıtları ise ekran görüntüleri alınarak fotoğraflara dönüştürülmektedir.
Günümüzde ise dijital verilerin (ses, video, fotoğraf vb.) yapay zeka aracılığıyla herhangi bir uğraş, ekipman, profesyonellik ve emek gerektirmeksizin birkaç cümle girilmesi suretiyle manipüle edilmesi mümkün hale gelmiştir. Böylesine bir tehlike aktif olarak devam ederken, mahkemeler ve savcılık birimleri eski alışkanlıklarını sürdürmektedir. Dosyada delil olarak kabul edilen materyallerin yapay zeka ile oluşturulmuş olup olmadığını veya yapay zeka ile değiştirilip değiştirilmediğini kontrol dahi etmeksizin hareket etmektedirler.
Hatta verilerin sahte/değiştirilmiş olabileceği yönündeki iddiaların gerekçesiz şekilde mahkemelerce reddedildiğiyle dahi maalesef çok sık karşılaşmaktayız. Tüm bunlarla birlikte bizlerin ulaşabildiği yapay zeka ile kurumsal yapıların ulaşabildiği yapay zeka teknolojisinin arasında büyük bir fark olduğunu hatırlatmak zorunda hissediyorum. Gelecekte bizleri neler beklediğini hep birlikte göreceğiz.
Yapay Zeka Mahkemeyi Kandırabilir Mi?
Yapay zeka ile oluşturulmuş materyaller mahkemeyi, diğer insanları hatta ve hatta inceleme yapan uzmanları bile yanıltabilecek düzeydedir. Dijital adli tıp uzmanları tarafından geleneksel dijital manipülasyon teknikleri (montaj, kesme-birleştirme vb.) kolayca tespit edilebilirken; yapay zeka aracılığı ile Üretken Çekişmeli Ağlar (GAN) teknolojisi kullanılarak oluşturulan deepfake materyaller pikselleri ve frekansları sıfırdan yarattığından tespiti oldukça zordur ve özel bir uzmanlık gerektirmektedir. Uzmanlar veya bilirkişiler tarafından kontrol edilen diğer bir yöntem ise Hash değeri ve metadata verilerinin kontrolüdür ancak profesyonelce hazırlanmış bir yapay zeka içeriği, doğru hash ve meta verilerle maskelenebilmektedir.
Yapay zekanın hızlı ve önlenemez yükselişi karşısında uzmanların yeni veri manipülasyonlarına yetişmesi oldukça zaman alacaktır. Fakat yukarıda da açıkladığımız üzere uzmanların önüne dahi gitmeden hakimin takdiri ile bu aşamaya gelinmeden dahi cezalandırılmak veya tutuklanmak maalesef mümkündür. Özensiz yürütülecek bir soruşturma ve onu takip edecek hızlı bir yargılama masum insanların mahkumiyeti ve özgürlüğünün kısıtlanması ile sonuçlanabilecektir.
Yapay Zeka Tehdidi İçin Kanun Değişikliği Gerekli Midir?
Yapay zekanın gelişimi durmaksızın devam ederken ve adliyelerde eski alışkanlıklar sürdürüldüğünden mutlak şekilde kanun değişikliği yapılması suretiyle dijital materyallerin ölçülebilir bir güvenlik sınırı belirlenmesi zaruridir. Yapay zeka çağında takdir hakkı maddi gerçeği dijital materyaller yönünden perdelemektedir. Aksi takdirde vatandaşların kendini savunma ve adil yargılanma hakkı ağır biçimde zedelenecektir.
Yapay zeka araçları tam olarak dahi kullanılmaksızın sahte “Whatsapp, Telegram, Facebook, X (Twitter), Instagram vb.” sosyal medya platformu gönderileri ve yazışmalar üretilmesi ve de bunların ekran görüntüsü alınması suretiyle mahkemelere sunulduğu bir dönemdeyiz. Üstelik ilgili sosyal medya platformlarının bu veri ve bilgileri teyit etmiyor oluşu tehlikenin boyutunu bambaşka bir seviyeye çıkarmaktadır. Dijital materyaller günümüzde aksine başkaca delil yok ise mahkemelerde sanık lehine şüphe uyandırmalı ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince hükme esas alınmamalıdır.
Yapay Zeka İle Üretilmiş Deliller İle Suç Şüphesi Altında Olan Kişi Ne Yapılmalıdır?
Öncelikle soruşturma veya kovuşturma aşamasında sahte delillerin varlığı biliniyor ise mutlaka bir avukattan destek alınmasını öneriyoruz. Hatta mümkünse bu avukatın güncel teknoloji ve yapay zeka hususunda güncel bilgilere sahip olması ayrıca önem arz etmektedir. Çünkü geleneksel ceza hukukunda suç şüphesi altındaki kişilerin dijital materyallerin gerçek olmadığı savunması ile sıkça karşılaşılmaktadır. Ancak yapay zeka ile üretilmiş profesyonel bir sahte delile karşı itirazın da profesyonel şekilde yapılması ve mahkemeyi bu yönde iknaya uğraşılması gerekmektedir. Geleneksel ceza hukukçuları savunmalarında bu yolu çok sık tercih etmemektedir. Çünkü çok gerçekçi bir dijital materyalin sahte olduğu iddiası zayıf bir savunma olarak görülmektedir. Ceza davalarında bu yönden beraat alınması oldukça zor kabul edilirken, klasik ve eski savunmaların daha çok tercih edildiğine rastlamaktayız.
Yapay zeka ile üretilmiş sahte delillere karşı savunma yapmak oldukça karmaşıktır. Ancak temelde verinin yapay zeka ile oluşturulduğunun ispatı için gerek bir uzmandan mütalaa almak gerekse de verilerin detaylı incelenmesi aşamalarını içermektedir.
Yapay zeka çağında ceza yargılaması, geleneksel ceza hukukundan farklı olarak teknik bir ispat savaşıdır. Hak kayıplarının önlenmesi için profesyonel destek kanaatimizce zaruridir.
Yazar: Av. Ethem Yurdakul